ANLAMLI HİKAYESİNİ BİLİMLE BULUŞTURAN ÇILGIN TÜRK

Bu Sayfayı Herkesle Paylaşın!

Okuma Süresi: 4 dakika

“Ben aşk ile bilim yapmayı annemden öğrendim.” diyen Dr. Canan Dağdeviren kimdir? Forbes dergisinin “30 yaşından küçük 30 bilim insanı” listesine girmiş olan Harvard Üniversitesi’ne “Genç Akademi Üyesi” olarak kabul edilen ilk Türk fizik mühendisimizdir. 

Çocuk yaşında taşlarla oyun oynarken taşı alıp parçalarına bölüp içindeki atomu bulmaya çalışan o çocuk, bugünlerde mucit olarak bilimin raflarında yer alıyor. Dr. Canan’ın hikayesi sadece annesinin ona inanmasıyla başlar. Küçük yaşta kendisini iyi tanıyan ve ne istediğini bilen yetenek abidesi.

Sizinle bu yeteneğin çocukluk dünyasında kimlerden etkilendiğine bakalım. Çocukluk yaşında babasının kendisine Marie Curie hakkında hediye ettiği kitapla hayallerine bilim girer. Fiziğe ilgisi bu kitapla başlar ve bilim yolculuğundaki Pierre Curi’nin piezoelektrik icadı onu heyecanlandıran ilk pusulası olur.  Kocaeli kitap fuarında karşılaştığı Türkiye’nin önemli teorik fizikçilerinden Prof. Erdal İnönü’nün kendisine bizzat verdiği ‘Anılar ve Düşünceler’ adlı eserle fizikçi olmaya karar verir.

Hayatını araştırırken sevgiyi bu kadar anlamlı hale getirmek ne değerli bir şeymiş diye düşündüm. Kendisinin bütün insanlığı sarmalayacak koca yürekli olduğunu yaptığı icatlardan anlamamak zor değil. Zira buluşları bütün insanlığın istifade edebileceği bilimsel yardımlar mahiyetinde. Hikayesini, hayalini, bilgisini bilimle buluşturduğu keşiflerini bir bir anlatayım.

bilim insanı Canan Dağdeviren
Prof. Dr. Canan Dağdeviren | Görsel-1

İlk icadının anlamlı hikayesi olmakla birlikte ailesinden aldığı sevgiyi, başarıyı ve bilgiyi paylaşmak ruhunda yer etmiş ve bunu zahirende göstermiştir. Bahsedeceğim icat, ayrımı olmadan herkesin kalbini ilgilendiren bir mesele. Dr. Canan DAĞDEVİREN, 28 yaşındaki dedesini, kalp yetmezliğinden kaybettiğini altı yaşına bastığında öğrenir. Ve o an, kalp hastalarına yardım etmesi gerektiğine karar verir. Dedesine ve insanlığa en güzel hediyesini, ne tesadüf ki 28 yaşında, kalbe, akciğere ve diyaframa yapıştırılarak mekanik (atış) enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürülebilen  Esnek ve giyilebilir kalp pilinin’ mucitliğini yaparak verir. Günümüzde kullanılan kalp pillerinin beş ila yedi yıl arasında ömürleri var ve pilin işlevini yitirmesi durumunda bütün mekanizmanın riskli bir ameliyatla değiştirilmesi gerekir. Fakat Dağdeviren’in icat ettiği bu aletle kalp, akciğer ve diyafram, kalp pili için gereken enerjiyi kendisi üretiyor. Bu cihazın en önemli özelliği kendi tabiriyle  “kadın gibi kadın olan ince, yumuşak, esnek “ giyilebilir bir alet olmasıdır. Aletlerini yaparken “Bugünün tıp tarzını pijama takımına (bol)  benzetiyorum. Ben daha çok takım elbise(kişiye özel) tarzına uygun aletler yapıyorum.” cümlesi, icatlarını yaparken hangi felsefeyle hareket ettiğini göstermektedir.

Dr. Dağdeviren bununla da kalmayıp ellerini sıvayarak yeni projeye el atar. Bu icadı ise;  ‘Cilt kanserinin teşhisini kolaylaştıracak, dövme gibi vücuda yapıştırılabilen ve 10 saniyeden daha az sürede sonuç veren cihazdır.’ Dr. Dağdeviren’in bu icadının da manevi hikayesi annesinden gelir. Annesinin “Yüz kremlerinin gerçekten işe yarayıp yaramadığını ortaya çıkarabilecek bir alet yapabilir misin?’ diye sorması üzerine, “Ben de bu aleti tasarladım.” icadıyla en etkili cevabı vermiştir. Bu cihazın, yapıştırıldığı deriye basınç uygulayarak derinin mekanik özelliklerini tespit ettiğini belirten Dr. Dağdeviren, “Cihaz, bu özelliklerin kansere yakın olup olmadığını gösteriyor. Deri kanserinin mekanik özellikleri zaten belli.” demiştir. Ve cihazın, dövme gibi vücuda yapıştırılabildiğini, çıkarılıp başka bölgeye de uygulanabileceğini belirten Dr. Dağdeviren, “Vücut bunu hiç hissetmiyor, çok ince. Elektriksel bağlantılarla verileri bilgisayarda topluyoruz. Sonra bir program sayesinde vücudun mekanik özelliklerini gösteren renkli bir harita ortaya çıkıyor. Renklerle vücutta anormallik olan bölgeyi çok küçük bile olsa gösteriyor.” sözleriyle tanıtır.

 “Bir ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben,

 Ben gittim daha az geçilmişinden, 

Ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.”

Dr. Canan Dağdeviren’e ” Robert Frost’un 

 Bu şiiri bilim serüveninde ona denenmemiş yollardan gitmesi gerektiğinden ilham alarak sekiz yıllık çözülemeyen projeyi üç ayda tamamlamasına vesile olmuştur. Bu proje ‘Parkinson hastalarının hayatını kolaylaştıracak bir beyin iğnesidir.’ Parkinson’la mücadelede kullanılan ilaçların direkt olarak beyne enjekte edilmesini sağlayan bu iğne, hastaların koordinasyon bozukluklarının tedavi edilmesine yardımcı olacak. Böylece eskiden ağız yoluyla alınan ilaçların diğer organlara toksik yan etkisi engellenecektir.

Dağdeviren bugünlerde ekibiyle ‘Elektronik sütyen’ üzerinde çalışıyor. 50 yaşında meme kanserinden ölen teyzesi anısına ‘erken teşhis’ için kolları sıvayan genç bilim insanı, bu icatla uzun süreli veri toplayarak kişisel tedaviyi mümkün kılmayı hedefliyor. 

Bilgi, sevgi, başarı paylaşılarak çoğalır…

Daha önceki yazılarıma ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir Sonraki Yazının Ne Olacağına Sen Karar Vermek İster Misin?

    Yazımızın Devamı ve Yorumlar İçin Okumaya Devam Ediniz.


    Kaynak: Görsel-1: https://tr.wikipedia.org/wiki/Canan_Da%C4%9Fdeviren

    Daha fazla blog yazısına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca Tıbbiye’den Notlar’a da bekleriz. 

    Duyurulardan anında haberdar olmak için Instagram hesabımızı ve içeriklerimizin seslendirildiği YouTube kanalımızı takip edin!


    Bu Sayfayı Herkesle Paylaşın!

    You may also like...

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir